Blog

İslamda Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın Önemi

Kudüs ve Mescid-i Aksa

3 büyük semavi din için kutsal olan bir yer! Peygamberlerin imtihan yeri! Kudüs ve Mescid-i Aksa tarih boyunca, özellikle Müslümanlar için çok önemli iki yer olmuştur ve halen de olmaya devam etmektedir.

Kudüs ve Mescid-i Aksa neden bu kadar önemli?

Gelin birlikte öğrenelim.

Kudüs’ün Kısa Tarihi

Arapçada Kudüs: القُدس al-Quds olarak geçer ve “kutsal” ya da “Kutsal Tapınak” anlamlarına gelir. Şehrin ilk ne zaman kurulduğuna dair elimizde net bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak, Mescid-i Haram’dan 40 yıl sonra kurulduğuna dair kesin olmayan bilgiler yer almaktadır.

Tarih kaynaklarına göre Kudüs şehri ilk kurulduğunda tamamen çölden ibaretti. Şehrin etrafında ne vadi ne de dağlar vardı. M.Ö. 3000 yıl önce, şehre ilk olarak Arap Kenanileri geldi. Şehir daha sonra göç almaya başladı ve genişledi. Göçler sonucunda Kudüs şehri genişleyerek Akdeniz bölgesine kadar uzandı. Buraya ilk gelenler Kenan kavmi olduğu için buraya ilk olarak Kenan yeri adı verildi.

Daha sonra Kenaniler buraya bir şehir kurdular ve şehre Urşelim adını verdiler. Kenani kabilesi Urşelim’de toprak sahibi oldu ve şehrin adı daha sonra Yebus olarak değiştirildi.

Tarih boyunca şehir, Mısırlı ve çölde kaybolan Yahudilerin saldırıları ile karşı karşıya kaldı. Ancak kenaniler bu saldırılara başarıyla karşı koydular.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in İsra hadisesi vuku bulduğunda, bu şehre olan fetihlerde gerçekleşmeye başladı. Peygamber Efendimize inen ayetlerden sonra, Kabe ve Mescid-i Aksa arasında manevi bir bağ ortaya çıkmıştı. Şehir ilk olarak Ubeyde Bin Cerrah önderliğinde kurulan İslam ordusu tarafından kuşatıldı. Hz. Ömer kuşatmanın tamamlanmasını sağlayarak, M.Ö. 636 yılında şehri aldı ve şehrin ismini İlya’dan Kudüs’ çevirdi. Böylece şehir ilerleyen zaman boyunca Kudüs olarak anıldı.

İslam orduları tarafından fethedilmeden önce Kudüs şehri, M.Ö. 16’da Mısırlı Firavunlar tarafından ele geçirilmişti. Ancak bedevi kabileleri bu işgale karşı çıktılar ve Mısır direnişe daha fazla dayanamayarak, bölgeyi bedevi kabilelere bırakmak zorunda kaldı. Bölge tekrardan Mısırlıların hakimiyetine Firavun I. Sitiy döneminde geçti. M.Ö. 1301-1317 yıllarına kadar da bölge Mısırlıların hakimiyetindeydi. Bu dönemlerde Büyük İskender Filistin’i ele geçirdi ve dolayısıyla Kudüs şehrini de ele geçirmiş oldu.

M.Ö. 63 yıllarında Roma İmparatorluğu tarafından Kudüs şehri ele geçirildi. Romanın ikiye ayrılması sonrasında Hz. Ömer (r.a) devrinde Kudüs tekrar Müslümanların eline geçti. Bu dönemden sonra Emeviler şehri kontrol altına aldılar ve 661-750 yılları arasında bölgede hüküm sürdüler.

Abbasiler döneminde Haçlı orduları Kudüs’ü ele geçirdi ve 88 yıl şehirde hakimiyet kurdular. Ta ki, Selahaddin Eyyubi Dönemine kadar. 1187 yılında Selahaddin Eyyubi Haçlılardan Kudüs şehrini geri aldı.

1516 yılında Osmanlı İmparatorluğu orduları Kudüs şehrini ele geçirdi. 400 yıl boyunca Kudüs şehri Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetinde kaldı.

1917 yılında birinci dünya savaşının da etkisiyle Kudüs şehri İngilizlerin eline geçti. 1948 tarihine kadar İngilizlerin elinde kalan şehir, İngilizlerin burayı terk etmesi ve burada Yahudi yerleşimi kurmaları sonucunda, Kudüs ve Mescid-i Aksa Yahudilerin eline geçmiş oldu.

1948 yılından günümüze kadarda bölgenin asıl sahibi olan Filistinliler ile Yahudiler arasındaki çatışmalar devam etmektedir.

Mescid-i Aksa’nın Kısa Tarihi

Mescid-i Aksa’yı kim yaptı sorusu, birçok insan tarafından cevabı merak edilen bir sorudur. Gelin bu sorunun cevabını birlikte öğrenelim.

M.Ö. 957 tarihinde Süleyman tapınağı Hz. Davut’un oğlu Hz. Süleyman hükümdarlığı zamanında tamamlanmıştır. M.Ö. 586 yılında II. Nebukadnezar ise yapıyı tümüyle yıktırmış, Yahudileri esir alarak Babil şehrine götürmüştür. II. Kyros M.Ö. 538 yılında Yahudileri esaretten kurtarmış, Kudüs şehrine dönmelerine izin vermiş ve Süleyman tapınağını yeniden yapmalarına izin vermiştir. İkinci tapınak ilkine nazaran gösterişsiz olmasına karşın M.S. 70 yılında Romalılar tarafından yıkılmıştır. Günümüzde ise bu yapıdan yalnızca ağlama duvarı ismi verilen bölüm kalmıştır. El-Aksa camisinin ise ilk olarak Bizans İmparatoru I. Justinianos tarafından Hz. Süleyman tapınağı kalıntıları üzerine bazilika olarak inşa edildiği kabul edilmektedir. Zamanla yıpranan bazilikayı, Emevi Halifesi I. Velid baştan aşağı yenilemiş ve bu yapıya Mescid-i Aksa adını vermiştir.

Mescid-i Aksa’nın ilk inşa edilmesi ile ilgili bazı rivayetler bulunmaktadır. Bu rivayetlerden bazılarına göre yapı ilk olarak melekler tarafından inşa edilmiştir. İbn Abbas’tan gelen bir rivayet ile İbn Hacer, El-Askalani’nin Fethu’l-Bari kitabındaki rivayete göre hem Kabe hem de Mescid-i Aksa, ilk olarak Hz. Adem tarafından inşa edilmiştir.

Bir başka rivayete göre Mescid-i Aksa camisini ilk Hz. Davut imar etmiştir. Hz. Davut’tan sonra yerine geçen oğlu Hz. Süleyman ise camiyi yeniden imar etmiştir.

Kudüs ve Mescid-i Aksa hakkında başka önemli bilgiler de bulunmaktadır.

Kudüs Coğrafyası

Kudüs şehri doğu ve batı olmak üzere iki kısma ayrılır. Doğu Kudüs eski yerleşim yeridir ve eski Kudüs olarak adlandırılır. Eski yerleşim yerinin coğrafyası dağlık bir bölgedir. Mescid-i Aksa ve Kubbetüs Sahra yapıları da eski Kudüs’te bulunan Moriya Dağı olarak bilinen alanda kurulmuştur. Müslümanlar bu yere Beytül Makdis adını vermişlerdir.  Moriya dağının yüksekliği 770 metredir. Bu bölgede aynı zamanda Kıyamet Kilisesi ve Akar Dağı da bulunmaktadır.

Kudüs ve Mescid-i Aksa

Kudüs Coğrafyası

Bölgede bulunan Nabarita dağı ve Sahira kapısı Mescid-i Aksaya yakın bir bölgededir.

Güney ve batı bölgesinde ise Sihyon Dağı (Hz. Davud Dağı) bulunur. Kudüs şehri Akdeniz doğusundaki sıralı dağlar boyunca uzanır ve hafif batı yönüne doğru meyillidir. Akdeniz’den yüksekliği 750 metre, Ölüdeniz’den yüksekliği ise 1150 metredir.

Kudüs ve Mescid-i Aksa, 35. Meridyenin ve 13. Paralelin doğusunda, 31. Meridyen ve 52. Meridyenin kuzeyinde yer almaktadır. Akdeniz’e 52 kilometre ve Ölü denize 22 kilometre ve Kızıl Denize 250 kilometre mesafededir.

Kudüs’ün yüzölçümü 19331 kilometredir. Şehir surlarla çevrili kare görünümündedir. Surların üzerinde ise 34 adet gözetleme kulesi bulunur. Surun üzerinde 7 adet giriş kapısı bulunur bu kapılar:

  • Halil kapısı
  • Amud kapısı
  • Cedid kapısı
  • Sahire kapısı
  • Esbat kapısı
  • Megaribe kapısı
  • Davud kapısı

Mescid-i Aksa’nın Önemi

3 büyük dinde Mescid-i Aksa’nın önemi oldukça büyüktür. İslam dininde birçok ayette, Mescid-i Aksa’nın öneminden bahsetmektedir.

Kudüs ve Mescid-i Aksa önemi ile ilgili Kutsal Kitabımızda birçok ayet yer almaktadır:

سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّه هُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ

 

Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.” (İsra Suresi 1. Ayet)

 

وَإِذْ قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ يَا قَوْمِ اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللهِ عَلَيْكُمْ إِذْ جَعَلَ فِيكُمْ أَنْبِيَاءَ وَجَعَلَكُمْ مُلُوكًا وَآتَاكُمْ مَا لَمْ يُؤْتِ أَحَدًا مِنَ الْعَالَمِينَ

 

“Musa milletine şöyle demişti: “Ey milletim! Allah’ın üzerinizdeki nimetini anın. Aranızdan peygamberler çıkardı ve sizi krallar yaptı. Alemlerden hiç kimseye vermediğini size verdi.” (Maide Suresi 20. Ayet)

 

يَا قَوْمِ ادْخُلُوا الأَرْضَ الْمُقَدَّسَةَ الَّتِي كَتَبَ اللهُ لَكُمْ وَلاَ تَرْتَدُّوا عَلَى أَدْبَارِكُمْ فَتَنْقَلِبُوا خَاسِرِينَ

 

Maide, 5/21: Ey milletim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin, geriye dönmeyin; yoksa zarar edenler olursunuz.” (Maide Suresi 21. Ayet)

قَدْ نَرَى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِي السَّمَاءِ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضَاهَا فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنْتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُ وَإِنَّ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ لَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْ وَمَا اللهُ بِغَافِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ

 

Bakara, 2/144: “Yüzünü göğe doğru çevirip durmanı görüyoruz. Seni hoşnut kalacağın kıbleye doğru yönelteceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Ve her nerede olursanız olun yüzünüzü onun tarafına çevirin.” (Bakara Suresi 144. Ayet)

Görüldüğü gibi Kutsal Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Mescid-i Aksa’nın önemli bir yer olduğu birçok ayette ifade edilmiştir.

Miraç hadisesinin yaşandığı yer Mescid-i Aksa’dır. Ayrıca Allah-ü Teala Kudüs şehrine birçok peygamber göndermiştir.

 

Peygamber (s.a.v) efendimizin de Mescid-i Aksanın önemini anlatan birçok sözü vardır.

Buhari hadisinde:

“Ziyaretler ancak üç mekâna yapılır. Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa ve benim bu mescidime”

 

İbn Hanbel, Nesai, Hakim Hadislerinde:

“Süleymân Mescid-i Aksa’yı yaptığında Rabbinden üç şey istedi. Rabbi ona ikisini verdi. Ben üçüncüsünü de vermiş olmasını ümit ediyorum:

Kendisine, kendi hükmüne denk gelecek hüküm vermesini istedi, (Rabbi) bu istediğini verdi.

Kendisinden sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir saltanat vermesini istedi, bu istediğini de verdi.

Bir de her kim, bu Mescid’de -yani Mescidi Aksa’da- namaz kılmak amacıyla evinden çıkarsa anasından doğmuş gibi günâhlarından sıyrılsın istedi. Biz Allah’ın bu istediğini de ona vermiş olmasını ümit ediyoruz.”

Ebu Davud, Salat hadislerinde:

“Rasulullah’ın câriyesi Meymune: “Ey Rasulullah! Bize Mescidi Aksa hakkındaki hükmün ne olduğunu bildir” dedi. Rasulullah da şöyle buyurdu:

“Oraya (Mescidi Aksa’ya) gidin ve içinde namaz kılın. Eğer oraya gidemez ve içinde namaz kılamazsanız kandillerinde yakılmak üzere oraya zeytinyağı gönderin.”

Müslim, İman hadislerinde:

Rasulullah buyurdular ki:

“Allah, Ariş ile Fırat arasını mübarek (bereketli) kılmış ve özellikle Filistin’i mukaddes kılmıştır.”

İbn Mace hadisinde:

Rasulullah buyurdular ki:

“Bir adamın kendi evinde kıldığı namaza bir namaz sevabı verilir. Oturduğu beldenin sakinlerinin devam ettikleri camide kıldığı namaza yirmi beş kat sevap verilir. Cuma namazının kılındığı camide kıldığı namaza beş yüz kat sevap verilir. Mescidi Aksa’da kıldığı namaza elli bin kat sevap verilir. Benim camimde kıldığı namaza da elli bin kat sevap verilir. Mescidi Haram’da kıldığı namaza ise yüz bin kat sevap verilir”

Görüldüğü gibi hadis kaynaklarında da Mescid-i Aksa’nın önemi ile ilgili birçok söz bulunmaktadır.

İslam’da Kudüs

Kudüs şehri ilk kurulduğu günden bu yana Şam diyarının merkezi ve başkenti olmuştur. Hz. İbrahim ve Hz. Lut bu bölgede yaşamışlardır. Ayrıca birçok peygamber de bu bölgede hayatlarını sürdürmüş ve kavimlerine tebliğde bulunmuştur.

 

 

İlk kıblemizin yer aldığı Mescid-i Aksa burada yer almaktadır. İsra ve Miraç hadiseleri bu bölgede meydana gelmiştir. Ayrıca:

  • Kudüs ve Mescid-i Aksa bünyesinde yüzlerce tarihi eser barındırır.
  • 3 büyük din için bu yer kutsaldır.
  • Burada ilk ezan Bilal-i Habeşi tarafından okunmuştur.
  • İslam devletleri Emeviler ve Abbasiler burada bir dönem hüküm sürmüşlerdir.

Yahudilikte Kudüs

Mescid-i Aksa’nın Yahudiler için önemi büyüktür. Bunun nedenlerini aşağıda detaylı bir şekilde ele alalım.

Kudüs şehrinin ibadet merkezi ve krallık oluşu, Hz. Davud peygamber ile başlar. İlk mabedin yer aldığı tepe Sion tepesiydi. Bu yüzden Yahudiler için bu tepe kutsaldır.

  1. Samuel, 7/13-16’da Hz. Davud’a saltanatının ebediyen devam edeceği vaat edilmişti. Bu ayetten yola çıkarak, Kudüs şehrinin de ebediyete kadar devam edeceği söylenebilir.

Hz. Süleyman zamanında Süleyman mabedinin inşası ile bölge daha da kutsal hale gelmiştir. Yahudiler Kudüs’ün Tanrının ebedi mekânı olduğunu kabul etmişlerdir.

Mezmurlar 132’de: Ahid sandığının bu şehre getirildiğinden bahseder.

Peygamber Yeremya’ya göre Kudüs şehrine “Rabbin tahtı, adalet yurdu, kutsiyet dağı” denilecektir.

Mezmurlar 137/5-6’da Kudüs şehri hakkında: “Eğer seni unutursam ey Yeruşalim, sağ elim hünerini unutsun; eğer seni anmazsam, eğer Yeruşalim’i baş sevincimden üstün tutmazsam dilim damağıma yapışsın” denilmektedir.

  1. Krallar 21/4 ve Mezmur 132/13’te Kudüs şehrinin hem hac ibadetinin yapıldığı yer, hem de kurban kesilen yer olduğu belirtilmektedir.

Yahudilerin yılda üç defa kutladıkları Pesah, Şavuot ve Sukkot bayramlarında Kudüs şehrinde kurban takdimi yapılır. Hatta Çıkış 23/17 ve Tesniye 16/16-17’de bu ibadet zorunlu kılınmıştır.

Yahudilere göre Kudüs şehri Tanrı tarafından seçilmiştir. Peygamberler bu şehirden övgüyle bahsetmiştir. İşaya Peygamber Kudüs hakkında adalet şehri demiştir. Yeremya peygamber Kudüs’e Rabbin Tahtı demiştir.

Eski ahitte Kudüs şehrinin güzelliği detaylı bir şekilde tasvir edilmiştir.

Yahudilerin inancına göre dünya Sion’dan başlayarak yaratılmıştır. Neusner V 15-16’da Kudüs şehrinin kutsallığının gerektirdiği emir ve yasaklar sıralanmıştır.

Yahudiler inançlarına göre nerede olurlarsa olsunlar ibadet ederken Kudüs’e dönmek zorundadırlar. Yahudilerin günde üç defa tekrarladığı Amidah isimli dua mutlaka Kudüs şehrine dönerek yapılır. Kudüs şehrine mutlaka dönme ritüeli Hz. Davud saltanatının yeniden tesis edilmesi arzusunu yansıtır. Yahudiler tarafından yılda üç defa tutulan oruçta Kudüs şehrinin yıkılışının anısına tutulan yası ifade eder.

En önemlisi de Yahudi devletinin bir gün yeniden Mesih tarafından bu topraklarda kurulacağı inancıdır. Kudüs şehrinin yeniden inşa edilmesi ve Süleyman mabedinin yeniden yapılması bunun en belirgin işaretidir.

Yahudi kutsal metni Talmud’da Tanrı’nın yerdeki Kudüs’e girmeden, gökteki Kudüs’e girilemeyeceği inancı yer alır.

Yahudilere göre insanlar tekrardan Kudüs şehrinde diriltileceklerdir. İnanca göre insanların yeniden diriltileceği yer Kudüs’teki mabedin çevresidir. Bu yüzden Yahudiler zaman kazanmak adına Zeytindağı çevresinden mezar satın almaktadırlar ve oraya gömülmeyi arzu etmektedirler.

Kudüs ve Mescid-i Aksa Hristiyanlarda da kutsaldır.

Hristiyanlıkta Kudüs

İncil metinlerde Kudüs’ün önemi hakkında birçok bilgi yer almaktadır. Markos İnciline göre Hz. İsa, Galile bölgesinde halka tebliğde bulunur. Ancak halkın olumsuz tavırlarına karşı Kudüs’e yönelir. Kudüs şehrine giren Hz. İsa buradaki mabedi temizler.

 

Hristiyanlıkta Kudüs

Bu bakımdan Kudüs ve Mescid-i Aksa Hristiyanlar için önemlidir.

Yuhanna incili Hz. İsa’nın birçok defa Kudüs şehrine geldiğini ifade eder. Diğer İncillerde ise Hz. İsa’nın Kudüs şehrinde hayatının sona erdiği yer alır. Kudüs şehrinde havarilerin kutsal ruhu aldıklarına dair bir inanış mevcuttur.

Mescid-i Aksa’nın Etrafında Neler Var?

Mescid-i Aksa’nın Müslümanlar için önemi, etrafındaki yapılarla da ilgilidir. Gelin birlikte bu yapıların hangileri olduğunu inceleyelim.

Mescid-i Aksa

Kıble mescidi olarak da isimlendirilir. Müslümanların ilk kıblesi burasıdır. Kudüs şehrinde inşa edilen ilk yapılardan birisidir. İlk olarak kimin inşa ettiği konusunda birçok rivayet bulunsa da, Hz. Ömer’in ilk olarak Mescid-i Aksa’yı inşa ettirdiği daha sonra defalarca onarıldığı ve bugünkü haline Emevi Halifesi Abdülmelik bin Mervan tarafından getirildiği bilgileri yer alır.

Kudüs ve Mescid-i Aksa

Mescid-i Aksa

Osmanlı Medresesi

Eşrefiye medresesi ile bitişik olan bu yapı, Kudüs ve Mescid-i Aksa yapısının batı surlarında yer alır. İki kattan oluşur. İlk olarak 839 yılında Memluk Sultanı Eşref Baybars döneminde inşa edilmiştir. Osmanlı imparatorluğunun Kudüs şehrini fethetmesiyle birlikte eğitim ve hayır faaliyetleri için yeniden restore edilmiştir.

Kudüs ve Mescid-i Aksa

Osmanlı Medresesi

Kubbetu’s Sahra

Kudüs ve Mescid-i Aksa bölgesindeki en önemli yapılardan bir tanesidir. Emevi Halifesi Abdülmelik Bin Mervan tarafından inşa ettirilmiştir. Peygamber Efendimizin (s.a.v) Miraca yükseltildiği kayanın üzerine 685-705 yılları arasında inşa edilmiştir. Haçlı isyanları sırasında Haçlı merkezine dönüştürülse de 1187 yılında Selahattin Eyyubi’nin Kudüs’ü tekrar fethetmesiyle birlikte tekrar camiye çevrilmiştir.

Kudüs ve Mescid-i Aksa

Kubbetu’s Sahra

Babü’r Rahme

Kudüs ve Mescid-i Aksa bölgesinin en eski kapılarından birisidir. Rahmet kapısı olarak da isimlendirilir. Emevi döneminden kalma bir yapıdır. Selahattin Eyyübi tarafından Kudüs’ün Haçlı işgaline karşı tedbir amaçlı kapatılmıştır. Günümüzde kapalı olan kapıların iç kısmında kalan alan cami olarak kullanılmaktadır. Ünlü İslam alimi İmam Gazali, yapılan bu mescitte yıllarca ders vermiş ve ünlü eseri İhyau Ulumiddin’i burada hazırlamıştır.

Kudüs ve Mescid-i Aksa

Babü’r Rahme

Babü’r Rahme Mezarlığı

Kudüs ve Mescid-i Aksa bölgesindeki en eski Müslüman mezarlıklarından birisidir. Ubade bin Samit ve Şeddet bin Evs adlı iki sahabe bu mezarlıkta yatmaktadır.

Kudüs ve Mescid-i Aksa

Babü’r Rahme Mezarlığı

Burak Duvarı (Batı Duvarı)

Kudüs ve Mescid-i Aksa batı duvarının bir parçasıdır. Peygamber Efendimizin (s.a.v) Miraç hadisesinde Burak adlı bineğe burada binmiştir. Bu yüzden bu duvara Burak Duvarı adı verilmiştir. Yahudiler ise bu duvara ağlama duvarı adı vermektedir. Yahudiler bu duvarın Süleyman Mabedinin kalan parçası olduğunu iddia etmektedir.

Kudüs ve Mescid-i Aksa

Burak Duvarı

Burak Mescidi

Kudüs ve Mescid-i Aksa bölgesinde Miraç hadisesinde Peygamber efendimizin (s.a.v) Burak adlı bineği buraya bağladığı rivayet edilir. 1329-1359 yılları arasında Memlükler tarafından inşa edilmiştir. Günümüzde de ibadete açıktır.

Kudüs ve Mescid-i Aksa

Burak Mescidi

Ribat el Kürd

Kudüs ve Mescid-i Aksa bölgesinde Yahudiler buraya küçük ağlama duvarı adı verirler. Memlükler döneminde Mukir es Seyfi el Kürd tarafından yaptırıldığı için Ribat el Kürd ismi verilmiştir. O dönemde bölgeye gelenleri ağırlamak için inşa edilmiştir.

Kudüs ve Mescid-i Aksa

Ribat el Kürd

Mervan Mescidi

Kudüs ve Mescid-i Aksa bölgesinde Emevi Mervan bin Hakemin soyundan gelenler tarafından yaptırılmıştır. Haçlı işgalinde mescit ahır olarak kullanılmış, İngiliz işgalinde ise kullanılmaz hale getirilmiştir. 1996 yılında Müslümanlar tarafından temizlenip restore edilmiş ve ibadete açılmıştır.

Kudüs ve Mescid-i Aksa

Mervan Mescidi

Megaribe Kapısı

Miraç hadisesinden önce Kudüs ve Mescid-i aksa bölgesinde Peygamber Efendimizin (s.a.v) Megaribe kapısından girdiği rivayet edilir. Megaribe kapısı ismi, Selahattin Eyyubi’nin ordusunda savaşan Mağripli askerlerden geldiği söylenir.

Kudüs ve Mescid-i Aksa

Megaribe Kapısı

Tenkeziye Medresesi

1328 yılında inşa edilen Tenkeziye Medresesi, Memlük Sultanı Kayıtbay döneminde mahkeme binasına dönüştürüldü. Yapılış amacı, Peygamber Efendimizin (s.a.v) sünnetlerini öğretmek ve hadis alanında eğitim vermektir. Medresenin bir kısmı Kudüs ve Mescid-i Aksa içerisinde yer alır. 2015 yılında medresenin üst katı İsrailli işgalciler tarafından polis merkezine, alt kısmı ise Sinagog’a dönüştürülmüştür.

Kudüs ve Mescid-i Aksa

Tenkeziye Medresesi

Yahudilerin Kudüs’te Müslümanlara Zulmü

Kudüs ve Mescid-i Aksa çevresinde Müslümanlara uzun zamandan bu yana zulüm yapılmaktadır. İşgalci İsrail devletinin baskıları sonrasında savaş kaçınılmaz hale gelmiş ve yakın zamanda Müslümanlarla Yahudiler arasında savaş çıkmıştır.

İsrail devletinin Kudüs ve Mescid-i Aksa çevresindeki zulmü, 1948 yılında İngilizlerinde yardımıyla Filistin’de Yahudi devletinin kurulmasıyla başladı.

1938 yılında kurulan Siyonist silahlı grup Irgun, Filistinlilere saldırmaya başladı. 1939 yılında isyan eden Araplar, İngiltere’nin de yardımıyla bastırıldı. Tarihteki ilk Arap Baharı bu dönemde yaşandı.

1948 yılında Siyonist örgüt Haganah, Kudüs şehrindeki Semiramis Otelini bombaladı. Bu eylem sonrasında 20’den fazla Filistinli hayatını kaybetti.

Kudüs ve Mescid-i Aksa çevresindeki İsrail zulmü bununla da kalmadı.

1948 yılı Şubat ayında Siyonist güçler tarafından Hafia kenti yakınlarındaki Qisarya köyüne etnik arındırma amacıyla saldırı düzenlendi.

1948 yılı Nisan ayında Stern ve Irgun silahlı grupları, Kudüs yakınlarındaki Dayr Yassin köyündeki tüm Filistinlileri katletti.

1948 Mayıs ayında Birleşmiş Milletler ve İngilizlerin yardımıyla İsrail devleti resmen kuruldu. Bu durum bölgedeki çatışmaların şiddetlenmesine neden oldu.

1948 yılı Ağustos ayında Stern örgütü, İsveçli diplomat ve Birleşmiş Milletler arabulucusu olan Folke Bernadotte’yi katletti.

1956 yılında Qalqilya, Kufr Qassem ve Khan Younis köylerinde yaşayan Filistinliler, İsrail devleti tarafından katledildi.

1964 yılında yaşananlara tepki olarak Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Kahire kentinde kuruldu.

1966 yılında İsrail askerler, As-Samu köyündeki Filistinlileri katletti.

1967 yılında İsrail; Gazze, Batı Şeria, Golan Tepeleri ve Mısır’daki Sina yarımadasını işgal etti.

1970 yılında İsrail Devleti, Ürdün’deki Filistinlilere saldırdı. Bu olay Kara Eylül Olayları diye bilinir. Bu olaylarda 8 bine yakın Filistinli hayatını kaybetti.

1982 yılında İsrail Devleti, Lübnan’ı işgal etti. Bu işgal sonrasında da binlerce kişi hayatını kaybetti.

2002 yılında İsrail işgallerine devam ederek, Batı Şeria bölgesindeki Filistin şehirlerini işgal etti.

İşgalci İsrail devletinin yaptığı katliamlar ve zulümler saymakla bitmez.

400 yıl Osmanlı himayesinde barış ve huzur içinde yaşayan Filistin halkının çilesi hala devam etmektedir. İsrail’in yaptığı zulümlerden birisi de Osmanlıdan kalma eserleri tahrip etmesidir.

İşgalci İsrail devleti tarafından Filistin halkı bilinçli bir şekilde yoksullaştırılmaktadır. Günümüzde Filistin halkının %80’i yoksullukla mücadele etmektedir.

İsrail devleti tarafından Kudüs ve Mescid-i Aksa civarında yaşayan Filistinli Müslümanların evleri bilinçli bir şekilde yıkılmaktadır. İşyerleri haksız yere kapatılmakta ve tarım arazilerine, İşgalciler tarafından el koyulmaktadır.

Filistin halkının kimlikleri bilinçli bir şekilde yok edilerek, ibadet etmeleri engellenmektedir.

Kudüs ve Mescid-i Aksa civarında her gün ve her saat insan hakları ayaklar altına alınmaktadır. Yargısız infazlar artık günlük yaşamın bir parçası haline gelmiştir.

Gözaltında binlerce Filistinli kaybolmakta ve akıbetleri hakkında hiçbir bilgi alınamamaktadır.

Tüm dünya, Kudüs ve Mescid-i Aksa civarında yaşanan bu olaylara tepkisiz kalmaktadır. Adeta Filistin’deki Müslümanlar sahipsiz gibidir. Ancak hiçbir işe yaramayan kınama mesajları havada uçuşmaktadır. Kınamaların da Müslümanlara hiçbir faydası yoktur.

Aşağıdaki videoda, İsrail zulmünün nasıl hala devam ettiğini görebilirsiniz.

https://youtu.be/LpIRjO_KcA4

Müslümanlar Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya Mutlaka Sahip Çıkmalı!

Aslında Mescid-i Aksa’yı hangi peygamber yaptı sorusunun pek bir önemi yoktur. Önemli olan geçmişten kalan bu kutsal yerlere sahip çıkılması ve korunmasıdır. Tarih boyunca 3 büyük din tarafından kutsal kabul edilen bu yerlere Müslümanlar yeterince sahip çıkamamışlardır.

Kudüs ve Mescid-i Aksa, Müslümanlar tarafından unutulan ancak, gayrimüslimler tarafından hiç unutulmayan kutsal yerlerdir.

Tahrif edilmiş Yahudi din metinlerinde Fırat ve Nil Nehri arası topraklar, vaat edilmiş topraklar olarak geçmektedir. Arzı Mev’ud olarak adlandırılan bu topraklar işgal edilmedikçe, hiçbir Yahudi cennete giremeyeceğine inanır. Sözüm ona Tanrı tarafından bu topraklar onlara verilmiştir.

Yahudi kitabı Talmud’a göre Yahudiler, dünyada yaşayan en üstün ırktır. Diğer ırklar onlara hizmet etmek ve köle olmak için yaratılmıştır. Bu sapkın inanç doğrultusunda, kendilerinden olmayanlara her türlü zulmü reva görmüşlerdir.

Bu sapkın inançların dünyaya tamamen yayılmaması için Müslümanların, Kudüs ve Mescid-i Aksa çevresine mutlaka sahip çıkması gerekir.

Çünkü dünyanın pek çok ülkesi Yahudilere destek vermektedir. Dünyanın birçok ülkesi, Yahudilerin boyunduruğu altındadır.

Yahudilere göre Büyük İsrail devletinin kurulması için bebekler de dahil olmak üzere herkesin öldürülmesi caizdir. Amaçları sadece büyük İsrail devletini kurmak değil, dünyaya hakim olmak ve istedikleri gibi davranmaktır. Onlara göre bunun gerçekleşmesinin tek yolu, Kudüs ve Mescid-i Aksa civarında bulunan Süleyman mabedini yıkmak ve yenisini yapmaktır.

Müslümanlar için faydalı olan diğer yazılarımızı, https://www.misdarder.org.tr/category/blog/ bağlantısından takip edebilirsiniz.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir