Blog

Zekat ile İlgili Ayet ve Hadisler

Zekat ile İlgili Ayet ve Hadisler

Zekat, İslam’ın beş şartından bir tanesi olup, dinimizce zengin sayılan Müslümanlara farz kılınan bir ibadettir. İslam dini hakkında bilgi edinmek isteyen kişiler, kulaktan dolma bilgiler yerine ayet ve hadislerden bilgi almak isterler. Bu noktada, zekat ile ilgili ayetler nedir? zekatla ilgili hadisler nelerdir? gibi sorular sık sık araştırılır. 

Zekat, maddi imkanları yerinde olan kişilerin, ihtiyaç sahiplerine vermesi gereken mikatı ifade anlamına gelir. Zekat vermek veya almak için dinen bir takım koşullara sahip olmak gerekir. Bu anlamda zekat ile ilgili ayetler ve anlamları doğru bir şekilde öğrenilmelidir. Zekat ile ilgili ayetler ve hadisleri yazımızdan inceleyebilirsiniz. 

Zekat ile İlgili Ayetler

Zekat ile İlgili Ayet ve Hadisler

Zekat ile İlgili Ayet ve Hadisler

  • Namazı tam kılın, zekâtı hakkıyla verin, rükû edenlerle beraber rükû edin. “Bakara / 43. Ayet”
  • Vaktiyle biz, İsrailoğullarından: Yalnızca Allah’a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve “İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin” diye de emretmiştik. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz. “Bakara / 83. Ayet”
  • Namazı kılın, zekâtı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah’ın katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür. “Bakara / 110. Ayet”
  • İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah’ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır! “Bakara / 177. Ayet”
  • İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekât verenler var ya, onların mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.- Bakara / 277. Ayet
  • Kendilerine, ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın ve zekâtı verin, denilen kimseleri görmedin mi? Sonra onlara savaş farz kılınınca, içlerinden bir gurup hemen Allah’tan korkar gibi, hatta daha fazla bir korku ile insanlardan korkmaya başladılar da “Rabbimiz! Savaşı bize niçin yazdın! Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen (daha bir müddet savaşı farz kılmasan) olmaz mıydı?” dediler. Onlara de ki: “Dünya menfaati önemsizdir, Allah’tan korkanlar için ahiret daha hayırlıdır ve size kıl payı kadar haksızlık edilmez.” “Nisâ / 77. Ayet”
  • Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya; işte onlara pek yakında büyük mükâfat vereceğiz. “Nisâ / 162. Ayet”
  • Andolsun ki Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. (Kefil olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: “Ben sizinle beraberim. Eğer namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, peygamberlerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah’a güzel borç verirseniz (ihtiyacı olanlara Allah rızası için faizsiz borç verirseniz) andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkâr yolunu tutarsa doğru yoldan sapmış olur.” “Mâide / 12. Ayet”
  • Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah’tır, Resûlüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler. “Mâide / 55. Ayet”
  • “Bize, bu dünyada da iyilik yaz ahirette de. Şüphesiz biz sana döndük.” Allah buyurdu ki: “Kimi dilersem onu azabıma uğratırım; rahmetim ise her şeyi kuşatır. Onu, sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.” “Arâf / 156. Ayet”
  • Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayın, onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekâtı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Allah bağışlayan, esirgeyendir. “Tevbe / 5. Ayet”
  • Fakat tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse, artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Biz, bilen bir kavme âyetlerimizi böyle açıklıyoruz. “Tevbe / 11. Ayet”
  • Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır. “Tevbe / 18. Ayet”
  • Sadakalar (zekâtlar) Allah’tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, (zekât toplayan) memurlara, gönülleri (İslâm’a) ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda olana, yolda kalana mahsustur. Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir. “Tevbe / 60. Ayet”
  • Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti. “Meryem / 31. Ayet”
  • Halkına namazı ve zekâtı emrederdi; Rabbi nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimse idi. “Meryem / 55. Ayet”
  • Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi. “Enbiyâ / 73. Ayet”

Zekat ile İlgili Hadisler

  • Abdullah b. Ömer (r.a.) tarafından nakledildiğine göre, Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
  • İslâm beş esas üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resûlü olduğuna şahitlik etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekât vermek, Kâbe’yi haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.- Müslim, Îmân, 21
  • İbn Abbâs’tan (r.a.) nakledildiğine göre Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
  • Allah, zekâtı ancak mallarınızın kalan kısmını temizlemek için farz kıldı.- Ebû Dâvûd, Zekât, 32
  • Ebû Hüreyre’den (r.a.) nakledildiğine göre, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
  • Sadaka/zekât vermek, maldan hiçbir şey eksiltmez.- Müslim, Birr, 69
  • Ebû Mâlik el-Eş’arî’den (r.a.) nakledildiğine göre, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
  • Zekât, (kişinin Müslümanlığının) bir delilidir.- İbn Mâce, Tahâret, 5
  • Kâ’b b. Ucre (r.a.) diyor ki:
  • Allah Resûlü bana şöyle buyurdu: ‘Sadaka/zekât vermek, suyun ateşi söndürdüğü gibi hataları yok eder.- Tirmizî, Cum’a, 79; İbn Mâce, Zühd, 22
  • Câbir b. Abdullah el-Ensârî’den (r.a.) nakledildiğine göre Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
  • Sadakanın en hayırlısı, ihtiyaç fazlası maldan verilendir.- Ebû Dâvûd, Zekât, 39
  • Sâlim b. Abdullah’ın (r.a.), babasından Abdullah b. Ömer’den (r.a.) naklettiğine göre, Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
  • Yağmur ve nehir sularıyla sulanan veya kendiliğinden sulanan (mahsuller)de zekât miktarı onda bir; (hayvanlarla veya kovalarla) sulanan (mahsuller)de ise, yirmide bir oranındadır.- Buhârî, Zekât, 55
  • Hz. Âişe (r.a.) diyor ki:
  • Allah Resûlü’nü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle derken işittim: ‘Üzerinden bir yıl geçmeyen mal zekâta tâbi değildir.- İbn Mâce, Zekât, 5
  • Abdullah b. Muâviye el-Ğâdırî’nin (r.a.) naklettiğine göre, Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
  • Üç şey vardır ki onları yapan kimse imanın tadını almış olur: Allah’tan başka ilâh olmadığına inanarak, bir olan Allah’a kulluk etmek; malının zekâtını gönül rızasıyla, içine sinerek ve her sene düzenli olarak vermek; zekât olarak yaşlı, uyuz, hasta, çelimsiz ve sütü az olan hayvanı vermeyip, mallarınızın orta hallisinden vermek. Çünkü Allah, sizden malınızın en iyisini istemedi; fakat en kötüsünü verin diye de emretmedi.- Ebû Dâvûd, Zekât, 5

Related Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir